FOTOĞRAF ve FOTOĞRAFÇILIK ÜZERİNE
FOTOĞRAF SANATI
Sanatın tam bir tanımını yapmak oldukça güçtür. Sanat, insanların güdülenmelerine, anlayışlarına, kültürlerine ve yaşadığı çevrenin etkilerine göre değişiklik gösterdiğinden tanımlanmaları da farklı olmaktadır.
Kısaca sanatı; “bir form meydana getirebilme yetenek ve becerisidir” diye tanımlayabiliriz. Doğa, sanatçı denilen kişiye tümüyle ya da alabildiği ölçüde kaynak olmakta, ışıkları, renkleri, sesleri, formları ve şaşmayan ritim ve ahengi ile onu etkileyebilmektedir. Sonsuz sayıda değişik ve değişen formlar üreten doğa karşısında insan, yetenek ve becerisi ile ona değişik form ve değerler katabilmekte ve bir ölçüde de yaratıcı olabilmektedir.
Fotoğrafı bazı sanatçılar, “Görüntünün bir mercekler sistemi aracılığıyla eczalı duyar kart üzerinde sabitleştirilmesiyle oluşturulan resimsel bir sanat” olarak tanımlamaktadır. Bu bilgiler ışığında acaba fotoğraf bir sanat mıdır? Teknolojik bir kara kutunun, insanın da fazla müdahalesi olmadan bir yüzey üzerine meydana getirdiği görüntünün sanat olması mümkün müdür? Hâlbuki sanatın kısaca izahı, kişilerin duyuş, düşünüş ve görüşlerini değişik biçimlerde ifade etmesidir. Sanat taklit değildir. Bir şeyin sanat olabilmesi için sanatçısının olması ve doğadakinden farklı bir form meydana getirebilmesi gerekir. Oysa fotoğraf makinesi olanı olduğu gibi görüntüler.
Bence fotoğraf sanattır. Peki, fotoğrafı sanat yapan nedir? Fotoğrafı sanat yapan fotoğrafı çeken kişidir. Her resim yapanın ressam, resmin de sanat eseri, her fotoğrafın sanat, fotoğrafı çekenin de sanatçı olmadığı gibi. Fotoğrafın sanat dalı olabilmesi için fotoğrafı çeken kişinin bilinçli, cesaretli, mantıklı ve akılcı biri olması gerekir. Fotoğrafın oluşmasında en önemli unsur, deklanşöre basan kişidir. Fotoğraf çeken kişi elbette ki kendi ile çekeceği konunun bütünleşmesi, özdeşleşmesi sonucu eserini ortaya koyacaktır. Fotoğraf çekmek basit değildir. Önemli olan deklanşöre basmak değil, deklanşöre neden basıldığı ve bazı kaygıların unutulmamasıdır. Bu kaygılar bilindiği gibi plastik değerler, kompozisyon ve mesajlardır. Fotoğrafı çekmeden önce, çekim esnası ve sonrasında gerçekleştirilmesi gereken bütün işlemlerin sanatçı tarafından tasarlanması çok önemlidir. Fotoğraf sanatçısıyla özdeşleşmezse, başarılı bir çalışma olmayacaktır. Herkes fotoğraf çekebilir, bir robot bile bunu yapabilir, fakat herkesin gözlem için gerekli gücü yoktur. Gözlem sanatı kullanıldığı zaman fotoğraf sanat olur. Yorum kazanır. Bu ifadeden, fotoğraf sanatçısının önemi kolayca anlaşılmaktadır. Eğer sanatçı gerçekten bir şeyler vermek istiyorsa, kendi ruh haliyle birlikte, amaç ve nitelikleri de göz önünde tutmalıdır. Fotoğrafın,belgeleyici, aktarıcı, estetik kaygıyı taşıyıcı, plastik öğeleri ifade edişi, kompozisyonu ve unsurları incelendiğinde bir sanat dalı olduğu görülür. İşte bu kaygılar doğrultusunda fotoğraf da bir sanat dalıdır.
Fotoğrafta asıl olan, onun estetik ve sanatsal yönlerinin olmasıdır. Fotoğraf, bir tarih, bir coğrafya, tıp, astronomi, ilim ve bunlara benzer sahalarda yapılmış faaliyetler içinde de olabilir. Ancak daha önemli yanı belgeci, aktarıcı, doğru ve yanlışları ortaya koyan, estetik kaygıları inceleyen bir sanat dalı olmasıdır. Fotoğrafın en önemli birinci unsurlarından biri de dokümantasyondur. Filmlerde ki aktüalitel fotoğraflar, belgesel fotoğraflar çekildikleri anın dokümantasyon niteliğini kendiliğinden taşırlar. İşte bunun içindir ki fotoğraf, gelecek nesiller için en gerçek, hatta olayın kendisini en doğru şekilde belgeler ve hiç şüphesiz ki bir tarihe kaydeder. Bugünün belge fotoğrafçısı, iyi de olsa, kötü de olsa ilerisi için en doğru tarihçidir. Fotoğrafın izahı, bütün sanatçılarda hemen hemen aynıdır. Çünkü teknik imkânlar bellidir ve sadece amaca ulaşılmak için kullanılan araçlar bütününden ibarettir. Fotoğrafın asıl önemi; belgeci, aktarıcı, yol gösterici, iyiyi-güzeli, doğruyu-yanlışı ortaya koyucu ve mesaj verici özelliğiyle ortaya çıkar. Kısaca fotoğraf, belli bir anın film üzerine ve oradan da karta geçirilmesi ile oluşturulan bir sanattır.
Fotoğraf, bilinçli ellerde harikalar yaratan görsel bir şölene dönüşebilir. Fotoğrafı herkes çekebilir. Ancak herkes fotoğraf sanatçısı olamaz. Fotoğraf sanatçısı olabilmenin yolu; kişinin bilgilerini, estetik kaygılarla fotoğraf makinesinin içinden geçirerek, toplulukların duygu, düşünce, kavram, düş ve simgelerini yine topluluklara yansıtabilmekten geçer. Önemli olan çekilenleri topluma doğru ve estetik olarak aktarmaktır. Çünkü söz uçar, yazı unutulur, görüntü bellekte kalır. 1888’de A.B.D.’de sosyal içerikli yazılarıyla dikkat çekemeyen Jacop RİİS, daha sonra aynı konulu çektiği fotoğraflarıyla bütün toplumlara ulaşabilmiştir. Fotoğrafın ne denli etkili ve önemli bir sanat dalı olduğu buna benzer birçok örneklerle ortaya çıkmaktadır.
Fotoğraf sadece görüntünün dondurulması ya da bir tarihin canlandırılmasıyla sınırlandırılmamaktadır. Fotoğrafın anlık görüntüsü rastgele keşfedilmiş olanlar hariç, belli aşamalardan geçirilmektedir. Çekime geçilmeden önce, sanatçı neyi istediğini bilir. İstenilen o an için, fotoğrafın en önemli aşaması olan hazırlık safhası oluşturulur. Konunun belirlenmesinden sonra sanatçı, uygun ortamı meydana getirir. Fotoğrafın uygun ortamı ise mekânın, ışığın ve konunun uygunluğudur. Her fotoğrafçının kendisine özgü yaratıcı gücü, bir anlatım dili olmalıdır ki doğanın çıplak gözle fark edilmeyen yönleri yepyeni bir estetiği bürünsün. Nesneler en çarpıcı, en inandırıcı görünüşlerle fotoğrafa aksetsin, en basit ya da en karmaşık konular bir sanat boyutu kazansın. Bu aşamalarda fotoğrafın bir sanat dalı olduğunu göstermektedir.
Fotoğraf, basit ve kolay bir uğraş gibi görünebilir. Oysa kesin bir iç disipline ve heyecana bağlı bir yoğunlaşma gücü gerektirir. Fotoğraftaki anlatım yalınlığı ancak anlatım yapanın kendinden hiçbir şey katmamış gibi görünmesindendir. Fotoğrafa sanatçının katkısı muhakkak vardır. Olmalıdır da. Fotoğrafa, fotoğraf sanatçısının bir kurgu bir mizansel katması gerekir gibi de anlayış da yanlıştır. Düzenlenmiş yani mizansel fotoğraflar, seyircinin iç dünyasına kesinlikle bir iz bırakamazlar. Fotoğraf kurgulardan uzak olmalıdır. Fotoğraf zeka ile duyguyu ansızın bir araya getiren bir işlemdir. Fotoğraftaki yalınlığın, yeryüzünün görsel öğelerini insan eli değmeden içinde ne kadar çok barındırdığını, o oranda da fotoğrafı çekenin duygu, düşüncelerini sergilediğini de görebilirsiniz. Kısacası fotoğraf sanatçılığı, görüntülediği görsel öğeleri, üzerinde kurgu yapmadan, kendi izlerini bırakabilme sanatıdır.
Kolay gibi görünen fakat kolay olmayan fotoğraf sanatçılığının yanında fotoğraf sanatını da basite indirgemek hata olur. Fotoğrafçılığın, teknolojinin de hızla gelişmesine bağlı olarak popüler hale gelmesi, Hemen hemen herkesin elinde bir fotoğraf makinesinin, karanlık odası olmadan çıktısını alabileceği ortamın, fotoğraflarını yayınlayabileceği binlerce internet sitelerinin olması, fotoğrafçılığı günümüzde daha cazip hale getirmiştir. Bu gelişmelere rağmen fotoğraf sanatının kolay bir sanat dalı olmadığı ve fotoğraf sanatına ilgi duyan insanlar için de ne denli zor bir uğraşı olduğu anlaşılmıştır. Fakat zor olduğu kadar da zevkle yapılan, anlamlı ve anlatımlı bu sanat dalına ilginin artması sevindiricidir.
Yazan Ali Hurşit KILIÇ